40. Hafta Doğum

doğum aile fotoğrafı

Uzun zamandır yazayım deyip de ertelediğim doğum hikayemi yazmanın da zamanı geldi sanırım.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki doğum yaptığım güne kadar heyecanla normal doğumu bekledim. Normal doğumu tercih ediyordum çünkü herşeyin doğal sürecinde ilerlemesi gerektiğine inanan bir insanım ve alerji riski yüksek biri olduğumdan her türlü müdaheleden hatta ilaç almaktan bile korktuğumdan kesinlikle sezaryen istemiyordum. Velhasıl 40+4 kontrolümüzde doktorum Asena Ayar göbek çevresinin kalınlığına bakarak bebeğin fazlaca büyük olabileceğiyle ilgili kaygısını belirterek, ben artık daha fazla beklemeyi tavsiye etmiyorum deyince benim de suni sancıyla sezaryen arasında bir seçim yapmam gerekiyordu.

Ben de sezaryeni seçtim, normal doğumu bu kadar çok isterken neden suni sancıyı denemedim diye soracak olursanız. Bebek çok uzun süredir doğru yönde durmasına rağmen doğum yoluna sabitlenmemekte oldukça ısrarcıydı, tuşe yani çatı muayenesinde bir çatı darlığının söz konusu olmadığını söylese de doktorum ön pelvis kemiklerimde hafif bir basıklık olduğunu söylemişti. Bunun anlamı şuydu, bebek doğru manevralarla doğum yolundan çıkabilirdi, veya bu kemik yüzünden aşağı inmekte zorlanabilir ve sezaryene alınmak zorunda kalabilirdim, ama bu gibi durumlarla ilgili doğum sancıları başlamadan hatta doğum belli bir seviyeye gelmeden kesin birşey söylenemeyeceğini hem doktorum belirtmişti hem de araştırdığım bir sürü kaynakta görmüştüm. Bebeğin kilosu ölçümlere göre 3900 ile 4300 gram arasında görünüyordu. Madem bebek doğum yoluna girmemekte ısrarcı zorlamayalım dedim ve sezaryende karar kıldık.

Şans eseri doktorumun ertesi gün için aldığı bir sezaryen randevusu iptal olduğundan o randevu benim oluverdi. 26 Ocak 2016 günü karlı ve fırtınalı bir günde oğlumu kucağıma aldım.

Sabah 5’ten sonra yemek ve içmek yasaktı, ben 40 haftasını tamamlamış bir fok balığı edasıyla hayatını sürdüren zavallı bir hamile olarak aç bırakılmak bir kenara da susuzlukla nasıl başa çıkacağımı kara kara düşünerek geçirdim geceyi, sabaha karşı saatimi kurup uyandım yemeğimi yedim suyumu içtim.

Ameliyat randevusu 13:30’daydı. Sabah 10’da oradaydık. Beni giydirdiler, alerji serüvenlerimi dinlediler, sonra odaya bir anestezist geldi ameliyatın epidüral sezaryen olmasına karar verildi. Yani oğlumun doğum anına şahit olabilecektim ve tüm süreç boyunca ayık olacaktım. Bu durum beni oldukça rahatlattı. Ameliyat saati yaklaştıkça, heyecanım ve endişem artıyordu. Öncelikle oğluma kavuşmama saatler kaldığı için çok heyecanlıydım, ve elbette ameliyatla ilgili endişelerim vardı.

Beni bir hasta yatağının üzerinde ameliyathaneye doğru götürdüler. Annemle Oğuz yanımdaydı benimle birlikte amileyathanenin kapısına geldiler, annem dışarıda bekleyecekti, Oğuz ise doğuma girecekti. Onu da hazırlanması için bir odaya aldılar beni ameliyatın gerçekleşeceği odaya doğru götürdüler.

Ameliyathaneden içeri girdik beni yeşil örtülü masaya koyuverdiler. Herkes ameliyathanenin soğukluğundan bahsettiğinden buna kendimi hazırlamıştım ama burada alttan ısıtmalı bir yatak kullanıyorlardı, yani hiç üşümedim. Beni kaldırıp oturttular, kedi gibi omurgamı çıkarmamı, öne doğru eğilmemi istediler ama ne mümkün kocaman karnımla, anestezist arkadan söyleniyordu, ama böyle olmaz ki omurganı salman lazım yok eğilmen gerek, sen gel eğil bu göbekle diyesim geldi ama demedim tabi, neyse sonunda hallettik. Beni geri yatırdılar hafif hafif uyuşmaya başladı vücudum, bir zaman sonra artık belden aşağımı hareket ettiremez hale gelmiştim, bu his beni çok rahatsız eder diye düşünmüştüm ama korktuğum gibi olmadı.

Önümdeki perdeyi çektiler, bana bir sakinleştirici yaptılar kafam bayağ güzeldi, bir müddet sonra içeri doktorum Asena Ayar girdi, ferahladım yüzüm güldü, sonra babayı içeri alalım dediler, Oğuz tam arkamda durdu elimi tuttu. Umut’un dışarı çıkması 3-4 dakika sürdü ya da sürmedi tam bilemiyorum. Oğuz çıktı dedi ama ben göremiyordum. Sadece ciyak ciyak bir ağlama sesi duyuyordum. Asena Hanım oğlumu yukarı kaldırdı işte o an ilk kez gördüm onu. Hemen yan tarafa aldılar hemşire kordonu kesti, sonra tam kafamın yanına koyuverdiler oğlumu, sesimi duyar duymaz sustu. Onu çok sevdiğimi söyledim ona gözlerimden inen yaşlar eşliğinde, sonra Oğuz’la birlikte çıktı odadan Umut, ben ameliyathane masasında yapayalnız kaldım, Arada konuştum arada sustum, bitmesini bekledim çok sıkıldım, çok sabırsızlandım. 1 saat 15 dakikanın sonunda bitti ameliyat, beni bekletmeden odaya götürdüler, odaya vardığımızda herkes oradaydı sanırım bir 20 kişi falan vardı. Umut odadaydı ve açtı, hemen kucağıma verdiler oğlumu emzirmem için, ben daha süt gelmiş olabileceğine bile inanamazken, kendimi emzirirken bulmuştum. Şimdi yanı başımda uyurken iyi ki de böyle olmuş doğum hikayemiz diyorum.  Umut 3880 gr. ve 51 cm doğdu, beklediğimiz kadar tombiş olmasa da büyük bir bebekti…

Doğum

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.